Şanlıurfa, yıllardır aynı senaryoyu izliyor.
Seçim meydanlarında verilen büyük sözler... Bitmek bilmeyen vaatler... "Bu kez farklı olacak" denilerek kurulan cümleler... Ardından seçimler bitiyor, Ankara'nın koridorları başlıyor ve Şanlıurfa yine beklemeye bırakılıyor.
Aradan aylar geçiyor, yıllar geçiyor.
Vatandaşın karşısına çıkan ise çoğu zaman sosyal medya paylaşımları oluyor.
Bir gün taziye ziyareti...
Ertesi gün düğün...
Sonra bir açılış...
Bir protokol programı...
Bir toplu fotoğraf...
Bir teşekkür mesajı...
Elbette siyasetçinin vatandaşın acısını paylaşması da, mutlu gününde yanında olması da önemlidir. Kimse buna itiraz etmez. Ancak milletvekilliğinin asli görevi bundan ibaret değildir.
Şanlıurfa'nın beklediği; düğün salonlarında görünmek değil, Ankara'da sesini duyurmaktır.
Yaklaşık üç yıldır milletvekilliği yapan Cevahir Asuman Yazmacı'nın görev süresi üzerinden vatandaşın sormaya hakkı olan sorular var.
Bu üç yılda Şanlıurfa adına hangi büyük yatırımın takipçisi olundu?
Hangi bakanlık nezdinde hangi sorunların çözümü için girişimlerde bulunuldu?
İşsiz gençler için hangi somut adımların atılmasına katkı sağlandı?
Sulama bekleyen çiftçi için hangi dosyalar sonuçlandırıldı?
Sanayi, turizm, eğitim ve sağlık alanında hangi projeler kamuoyuna "işte sonuç" denilerek gösterilebildi?
Şanlıurfa'nın kronikleşmiş sorunları ortada dururken, vatandaş doğal olarak temsilcilerinden görünür olmaktan çok sonuç üretmelerini bekliyor.
Bu şehir hâlâ işsizlikle mücadele ediyor.
Gençler başka illere gitmenin hesabını yapıyor.
Çiftçi artan maliyetlerle ayakta kalmaya çalışıyor.
Esnaf ekonomik daralmadan yakınıyor.
Sağlıkta, eğitimde ve altyapıda çözüm bekleyen başlıklar gündemdeki yerini koruyor.
Bütün bunlar yaşanırken kamuoyunda en çok görülen görüntüler protokol ziyaretleri oluyorsa, vatandaş da "Şehrim adına perde arkasında hangi mücadele veriliyor?" diye sormakta haklıdır.
Şanlıurfa artık alkış değil, sonuç istiyor.
Çünkü bu şehir, yıllardır verilen sözlerin ağırlığını taşıyor.
Her seçim döneminde umutlar yeniden yeşeriyor.
Her seçim döneminde "Şanlıurfa hak ettiği yatırımları alacak." deniliyor.
Her seçim döneminde yeni vaatler sıralanıyor.
Ancak seçimler geride kaldığında, vatandaşın zihninde aynı soru kalıyor:
Verilen sözlerin kaçı hayata geçti?
Şanlıurfa'nın en büyük sorunu belki de budur.
Siyaset gelip geçiyor.
İsimler değişiyor.
Partiler değişiyor.
Ama beklentiler değişmiyor.

Vatandaş, temsilcisini düğün fotoğraflarında değil, Meclis kürsüsünde görmek istiyor.
Taziye ziyaretlerinde değil, bakanlık kapılarında şehri için mücadele ederken görmek istiyor.
Protokol karelerinde değil, tamamlanmış projelerin açılışında görmek istiyor.
Eleştiri demokrasinin en doğal unsurudur. Bu nedenle bugün sorulması gereken soru kişisel değil, kamusaldır:
Şanlıurfa, üç yılın sonunda elindeki tabloya bakıp "Beklentilerimiz karşılandı." diyebiliyor mu?
Bu soruya verilecek cevap, yalnızca bir milletvekilinin değil, kentin temsil anlayışının da değerlendirmesi olacaktır.
Şanlıurfa artık yeni vaatler değil, verilen sözlerin yerine getirildiğini görmek istiyor. Çünkü bu şehir, fotoğraf karelerinden çok eserlerle, ziyaretlerden çok yatırımlarla ve sloganlardan çok sonuçlarla anılmayı hak ediyor.

Yorumlar
Kalan Karakter: